Bakiyoruz.net Eğlence Forumları
Aralık 04, 2008, 10:52:35 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: En Son Çıkan Oyunlar,Demoları Ve Yamaları İle Bakiyoruz.net Eğlence Forumlarında...
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   AÅŸağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Leibniz(1646-1716)  (Okunma Sayısı 207 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
haso
Site Yönetici - Administrator
Üst Düzey Kullanıcı
*

Teşekkür Puanı : 210
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1594



Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Ocak 14, 2008, 05:49:00 ÖS »

"Ben de o kadar fikir var ki, eğer benden daha iyi görmesini bilenler bir gün onları derinleştirecek ve benim zihin emeğime kendi kafalarının güzelliğini katacak olurlarsa, sonraları belki bir işe yarayabilir" diyen Gottfried Wilhelm Leibniz, 1 Temmuz 1646 günü Leibzig'de doğdu. Ancak yetmiş yıl yaşadı. 14 Kasım 1716 yılında Hannover'de öldü. Babası ahlak ilmi öğretmeni olup üç nesilden beri Saksonya hükümetine hizmet etmiş bir aileden geliyordu. Bu nedenle, Leibniz'in ilk yılları oldukça ağır bir politika ile yüklü bir bilgiçlik havası içinde geçti.
          Leibniz altı yaşındayken babasını kaybetti. Tarih hevesini babasından almıştı. Leipzig'de bir okula devam ediyordu. Babasının geniÅŸ kütüphanesinde bulunan çok sayıdaki kitapları sürekli okuyordu. Sekiz yaşında Latince'ye baÅŸladı. On iki yaşına gelince, Latince ÅŸiir yazacak kadar bu dilini ilerletti. Latince dilini öğrendikten sonra, kendi gayreti ile Yunan'ca öğrendi. Bu devirdeki zihni ve zekası Descartes'e benziyor ve çok iyi iÅŸliyordu. Klasik çalışmalardan usandığı için mantık ilmine baÅŸladı. On beÅŸ yaşından küçük olan bu çocuÄŸun, klasiklerin ve skolastik Hıristiyanların büyüklerinin ortaya koyduÄŸu mantığı düzeltmek için "Characteristica Universalis" adlı ilk denemesini verdi. Couturat, Russell ve baÅŸkalarının. dediÄŸi gibi, bu eser metafiziÄŸin anahtarıdır. Yine İngiliz matematikçisi Boole'un söylediÄŸi gibi, kendisinin yarattığı sembolik mantık, Leibniz'in Characteristica'sının bir parçasıdır.
          Leibniz, on beÅŸ yaşındayken Leipzig Üniversitesine bir hukuk öğrencisi olarak girdi. Zamanının tümünü hukuka vermiyordu. İlk iki yıl içinde birçok felsefe eseri okudu. Zamanının filozofları olan Kepler, Galile ve Descartes'ın keÅŸfettikleri yeni dünya hakkında bilgiler edindi. Sonuçta, matematik öğrenmeden bu ilimleri kavramının olanaksız olduÄŸu kanaatine vardı. 1663 yılının yazını Jena Üniversitesinde geçirdi. Orada matematikçi olan Erhard Weigel'in derslerini izledi.
          Leibzig'e dönünce yeniden hukuka baÅŸladı. 1666 yılında yirmi yaşındayken doktora sınavı için hazırdı. Oysa, aynı yıllarda Newton, Woolsthorpe'ta bir köyde diferansiyel ve integral hesap ve genel çekim kanununu oluÅŸturacak olan düşüncelere dalmıştı. Bu konuda Leibniz de geç kalmış sayılmazdı. Onu bu ateÅŸe itecek ve tutuÅŸturacak bir kıvılcımın çıkması gerekiyordu. Bu kıvılcım da, o zamanın Avrupa'sının ilme karşı görevini yerine getirme isteÄŸiydi.
          Leibniz'e gıpta eden titiz Leipzig Fakültesi ona resmen gençliÄŸinden, gerçekte tüm profesörlerden fazla hukuk bildiÄŸinden dolayı, doktora ünvanını vermeyi kabul etmedi. Halbuki, 1863 yılında on sekiz yaşındayken parlak bir tezle başölye ünvanını almıştı. Leipzig Fakültesinde egemen olan mistik düşünceden iÄŸrenen Leibniz, doÄŸduÄŸu ÅŸehri bırakıp Nürnberg'e gitti. 5 Kasım 1666 yılında Alfdorf Üniversitesine baÄŸlı Nürnberg Üniversitesi Tarihi Yöntem adlı çalışmasından dolayı doktora ünvanını verdi. Aynı zamanda hukuk kürsüsünü de kabul etmesini rica etti. Descartes kendisine verilen generallik ünvanını kabul etmemiÅŸse, Leibniz de öneriye yanaÅŸmayıp isteklerinin ne olduÄŸunu söylememiÅŸti. Fakat bu arzuların küçük prenslerin lehine çene yarıştırmak olduÄŸuna ihtimal verilmezse de tarih bir süre sonra kendisini bu adamlara baÄŸlamıştır. Leibniz'in hayatındaki bu acıklı öykü, kanun adamlarına, ilim adamlarından önce rastlamış olmasıdır.
          Leibniz, hukuk derslerinin düzeltilmesi üzerine yazdığı kitabı, Leipzig'den Nürnberg'e olan bir seyahatinde kaleme almıştı, Bu da, Leibniz'in hangi koÅŸullarda olursa olsun, durmadan okuması, yazması ve düşünmesini gösteren örneklerden biridir. O, durmadan okurdu, yazardı ve düşünürdü. Matematik çalışmalarının çoÄŸunu kendisini çağıran aristokratlara giderken çağın o kötü yollarında kötü arabalar içinde sallana sallana giderken yollarda yazmıştır. Bu çalışmalarının tümü bugün Hannover kütüphanesinde baÄŸlı olarak durur, Kimse de ona yanaşıp el atamaz. Çünkü, bunlar araÅŸtırmak için araÅŸtırıcı bir ordunun sabırlı bir çalışması gereklidir. Bu eserler ve fikirler o kadar çoktur ki, yayınlanmış veya yayınlanmamış fikirlerin yalnız bir tek kafadan çıktığına bile inanmak zordur. Bu kadar eseri düşünüp yazan kafa frenelog ve anatomistlerin dikkatini çekmiÅŸtir. Bir söylentiye göre, Leibniz'in kafasını mezardan çıkarıp ölçmüşler, incelemiÅŸler ve normal bir adamın kafasından pek küçük olduÄŸunu görmüşlerdir. Gerçekten de, saÄŸlığında da kafasının ölçüleri fazla büyük deÄŸildi. Bu kadar küçük kafalı olup da sürekli okuyan, düşünen ve yazan bir kimse dünyaya az gelmiÅŸtir.

1666 yılında olasılıklar kuramına başladı. Bu sıralarda öğrenciydi. Okuduğu her alanda olduğu gibi, bu sahada da eser veriyordu. Matematik, Leibniz'in parlak zekasının fışkırdığı bir sahadır. Bundan başka, hukuk, din, siyaset, tarih, edebiyat, mantık, metafizik ve kuramsal felsefe konularında sayısız eser bırakmıştır. Bundan dolayı kendisine evrensel deha denmektedir. Onun evrensel bir deha oluşu, diferansiyel ve integral hesaptaki sürekliliği, olasılıklar kuramında ise süreksizliği analize sokmasındadır. Zaten Newton'la ayrıldığı nokta da olasılıklar kuramıdır. Verimsiz gibi görünen soyut olasılıklar kuramının öncüsü Leibniz'dir. Doğru düşünme dediğimiz mantık anatomisinin ve fikirlerin kanunlarının bir olasılık analizi olduğunu görebilmiştir.
          Newton'da, yüzyılının matematik düşünme yöntemi belirli bir ÅŸekil ve varlık halini almıştır. Cavalieri (1598-1647), Fermat (1601-1665), Wallis (1616-1703), Barrow (1630 -1677) ve baÅŸkalarının çalışmalarından sonra, diferansiyel ve integral hesabın oluÅŸturulmasından kaçınılmazdı. Matematik bu olgunluÄŸa gelmiÅŸti. Archimedes'ten bu yana da 2000 yıllık bir gecikme de olmuÅŸtu. İşte Leibniz, Newton gibi sonsuz küçükler hesabını billurlaÅŸtırdı. Leibniz, zamanının düşünme ÅŸeklini ifade eden bir araçtan çok daha büyük bir varlıktı. Matematikte Newton bu dereceye varamadı. Leibniz, matematik ve mantık alanında çağının iki yüzyıl ilerisindeydi. Diferansiyelin geometrik bir yorumunu verdi. Bu, matematiÄŸe en büyük hizmetti. Süreklilik ve süreksizlik ya da analitik veya olasılıklar gibi matematik düşüncenin iki karşıt alanında fikir yürütmüş bir kimseye ne Leibniz'den önce ve ne de Leibniz'den sonra matematik tarihinde rastgelinememiÅŸtir. Leibniz'in olasılıklar kuramındaki çalışmaları onun yaÅŸamı sürecinde deÄŸerlendirilememiÅŸtir. Hatta bir yerde taktir de edilememiÅŸtir. Ancak, on dokuzuncu yüzyılda Boole'un çalışmalarından sonra deÄŸer kazanarak yerini almıştır.Yirminci yüzyılda Whitehead ve Russell'ın çalışmaları, Leibniz'in evrensel bir gösterim hakkındaki hayalinin kısmen gerçekleÅŸtirilmesi olmuÅŸtur. İşte, ancak o devirde Leibniz'in tam istediÄŸi üstünlükte, ilmi ve matematik düşünme biçimi için, matematiÄŸin olasılılıklar tarafının yüksek önemi gözüktü. Bugün, Leibniz'in olasılıklar yöntemi, gösterim mantığı ve geliÅŸmelerinde meydana çıkarıldığı biçimde analiz için, analizin kendisi kadar önemlidir. O zaman, Leibniz ve Newton analizi bugünkü karışıklığın yoluna koymuÅŸlardı. Çünkü, gösterim yöntemi, matematik analizi Zeno'dan beri temellerinden sarsan çeliÅŸkilerden ayırabilmek için biricik genel hal çaresini verir.
          Leibniz, olasılıklar kuramı için Fermat ve Pascal'ın çalışmalarını da okumuÅŸtu. Onların bu yöndeki çalışmalarını daha da ileri götürmeyi düşünüyordu. Fakat, diferansiyel ve integral hesap daha çekiciydi. Bu hesabın geliÅŸmesi ve uygulamaları on sekizinci yüzyıldaki matematikçileri de inanılmaz bir biçimde kendisine çekmiÅŸtir. Sonra, 1910 yılına kadar bugünkü fikirleri kabul etmeyen bazı kimseler hariç, onun olasılıklar analizi kimse tarafından bilinmedi. Leibniz'in gösterime baÄŸlı düşünme fikri ancak Whitehead ve Russell'ın Principia Mathematica'larıyla gerçekleÅŸti. 1910 yılından sonra, Leibniz'in bu programı, modern matematiÄŸin en fazla ilgiyi çeken noktalardan biri oldu. Bugün bile bu konuda oldukça ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Her doÄŸru düşünmeyi bir gösterimle ifade etme fikrini Leibniz tek başına da yapmamıştır. Zaten bu proje daha yapılmamıştır. Leibniz tüm bunları düşünmüş ve bu alanda cesaret verici bir giriÅŸimde bulunmuÅŸtur. Fakat, deÄŸersiz ÅŸan ve gereksiz ünden çok, parasal olanaklar elde etmek için, küçük prenslerine karşı olan baÄŸlılığı fikrinin evrenselliÄŸine ve son yıllarını dolduran tartışmalar, Newton'un Principia'sına benzer bir ÅŸaheser yaratmasına engel oldu. Leibniz'in baÅŸardıklarını kısaca gözden geçirirken içinde birinci derecede bir matematikçi yeteneÄŸinden çok daha fazla bir varlık sarf edilen bu para düşkünlüğünün derin izlerini göreceÄŸiz. Newton hakkı olmayarak halkın kendisine şöhret verilmesini isteyen bir tutumu vardı. Gauss ise, fikirce kendisinden aÅŸağıda olan insanların dikkatini çekmek için büyük eserinden uzaklaÅŸması tutumunu sürdürmüştü. Tüm büyük matematikçiler arasında böyle zayıf tarafları görülmeyen tek matematikçi, Archimedes'ti. O, birçok kimsenin eriÅŸmek istediÄŸi aristokrat gibi yüksek bir zümrenin çocuÄŸuydu ve bu nedenle de oldukça alçak gönüllüydü. Leibniz'e gelince, kendini kullanan aristokratlardan bol bol para alıyordu. Bu ÅŸekildeki para kazanmalar Leibniz'in matematiÄŸinin daha çok ilerlemesine bir engeldi. Gauss'un söylediÄŸi gibi, Leibniz, matematik bilgisinin çoÄŸunu boÅŸ yere israf etmiÅŸtir. Her ne olursa olsun, Leibniz bir deÄŸil birçok hayat yaÅŸamıştır. Sadece diplomatik alanda yaptığı iÅŸler, bir insanın hayatını doldurmaya yeter. Şüphesiz, bu çok yönlü yaÅŸamın sonu gelmedi. EÄŸer onun eÄŸildiÄŸi her konuda verdiÄŸi eserleri toplayacak büyük adamlar olsaydı, bugünkü ilim ve özellikle matematik tarihi bambaÅŸka olurdu. Bunun yerine, yirmi yaşında Mainz Elektörü için bir hukuk danışmanı ve hatırı sayılır bir ticaret memuru oldu.
1672 yılına kadar, modern matematik hakkında çok az şey biliniyordu. Yirmi altı yaşına gelince, Paris'te fizikçi Christian Huygens'e (1629 -1695) rastladı. Saatler kuramı ve ışığın dalga kuramının kurucusu olan Huygens aynı zamanda iyi bir matematikçiydi. Leibniz'e sarkaç üzerinde yaptığı çalışmaları gösterdi. Huygens'in kendisine dersler vermesini istedi ve onun bu isteği Huygens tarafından kabul edildi. Doğuştan bir matematikçi olan Leibniz'in dehası, Huygens'in verdiği dersler altında parlamaya başladı. 1673 yılının ocak ayından Mart ayına kadar İngiltere'ye yaptığı seyahatler süresince derslere ara verildi. İngiliz matematikçilerinin bazılarına yaptığı çalışmaları gösterdi. Böylece onlarla tanıştı.
          Leibniz, Londra'da kaldığı süre içinde Royal Society'nin toplantılarına katıldı. Orada, kendisinin yaptığı hesap makinesini ve diÄŸer keÅŸiflerini sundu. 1673 yılında Royal Society'nin ilk yabancı üyesi oldu. Buna karşın, Newton da, 1700 yılında Paris'teki İlimler Akademisinin ilk yabancı üyesi seçildi. Londra'ya dönünce, Huygens ona matematik çalışmalarına devam etmesini öğütledi; 1675 yılında diferansiyel hesabın bazı basit formüllerini çıkarmış, yine kendi sözüne göre, temel teoremi keÅŸfetmiÅŸti. Fakat bu teorem ancak 11 Temmuz 1677 yılından önce yayınlanmadı. Newton da eserini Leibniz'in eseri yayınlandıktan sonra yayınladı. Leibniz, 1682 yılında kurduÄŸu ve baÅŸ yazarlığını yaptığı Acta Eruditorum'da imzasız yazdığı bir yazı ile Newton'un sert bir eleÅŸtirisini yapınca kıyametler koptu ve aralarındaki tartışma ciddi boyutlara ulaÅŸtı. 1677 ile 1704 yılları arasında, Leibniz'in yaptığı çalışmalar tüm Avrupa'da yayıldı. Özellikle, İsviçre'li Jacques ve Jean Bernoulli'nin bu matematiÄŸin yayılmasında çok fazla yararları oldu. Halbuki, İngiliz'ler Newton'un çalışmalarını devam ettirmediler. Bu nedenle de İngiltere'den uzun yıllar matematikçi çıkmadı.
          Leibniz'in son kırk yılı, aÅŸağı yukarı Brunswick ailesine hizmetle geçti. Bu aile için bir arÅŸivci, soylarını çıkaran bir tarihçi olarak çalışıyordu. Efendilerinin çıkarları için eski evrakları çıkarıyor ve yerine göre de ustaca tarihi gerçekleri saptırmak için silinti ve kazıntı bile yapıyordu. 1687 ile 1690 yılları arasında tarihi araÅŸtırmalar yapmak amacıyla tüm Almanya'yı, Avusturya'yı ve İtalya'yı gezdi.
          İtalya'da bulunduÄŸu sırada Roma'yı ziyaret etti. Papa tarafından Vatikan'ın kütüphanecilik görevini almaya davet edildi. KoÅŸullardan ilki Katolik olması ile ilgili olduÄŸundan, bu görevi Leibniz kabul etmeyerek geri çevirdi. Bir ara Katoliklerle Protestanları barıştırmak için 1683 yılında Hannover'de toplanıldı. Fakat bir barış saÄŸlanamadı. Leibniz'in bu ve bundan sonraki barıştırma ve birleÅŸtirme çalışmaları da sonuç vermedi. 1688 yılında Katoliklerle Protestanlar arasında İngiltere'de kanlı çarpışmalar oldu. Her iki tarafın karşılıklı suçlamaları ve kötülemeleri altında bu mezhep kavgaları sürüp gitti. Bu kavgalardan zarar gören birçok matematikçi de vardır.
          Leibniz'in uÄŸraÅŸtığı konuların tam bir listesini vermek olanaksızdır. İktisat, filoloji, devletler hukuku, maden ocakları yapımı, teoloji, sayısız akademinin kurulması ve geliÅŸtirilmesi gibi her ÅŸeye el atmıştır. Onun en az baÅŸarılı olduÄŸu saha mekanik ve fizikti. En önemli eserleri içinde birçok akademiyi kurması ve onları çalıştırması sayılabilir.
          Altmış sekiz yaşına doÄŸru iyice Çöktü. Eski zekası kalmadı. Sanki bir gölge haline gelmiÅŸti. Hastaydı. Çok çabuk ihtiyarlıyordu. Tüm hayatınca prenslere hizmet etmiÅŸ olan Leibniz, bu hizmetlerin karşılığını görüyordu. Tartışmalardan bıkmış ve kendisi de çökmüştü. Daha önce hizmetini yürüttüğü George Louis, onu kabul etmiyor ve Hannover kütüphanesine gidip ünlü Brunswick ailesinin yanına dönmesini öğütlüyordu. Üç yüz yıllık bir tarih zamanını inceledikten sonra bu tarihi 1005 yılından öteye götüremedi. Tarihte diplomatça bazı deÄŸiÅŸtirmeler de yapmıştır. Bu da onun saygınlığına biraz gölge düşürmüştür. Leibniz'in bu el yazmalarını da tam olarak inceleyecek kimse çıkmamıştır.
          Bu kadar çok yönlü olan Leibniz, yetmiÅŸ yaşına gelince, 14 Kasım 1716 günü Hannover'de öldü. Bizde, matematiÄŸe yaptığı sayısız hizmetleriyle yaÅŸamaktadır.
 
 
 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!

Bu Sayfa 0.602 Saniyede 21 Sorgu ile OluÅŸturuldu